Su Medeniyetinden Yansıyanlar Türk İslam Sanatları Sergisi

Taksim Cumhuriyet Sanat Galerisin’de ki Türk İslam Sanatları sergimiz yoğun bir katılımla açıldı. Aslen bir ebru sergisi olan bu sergide, ebru sanatı, hüsn-i hat, tezhib, minyatür ve resim sanatları ile birlikte ve iç içe tasarlanan eserlerden oluşmaktaydı. 

Sergimiz, 103 eserden oluşan çok büyük bir sergi oldu ve bu sergideki eserlerin hazırlanmasında, çok fazla emek sarf eden usta sanatçılar yer aldı. 

15 gün süren sergimizi, binlerce sanat sever ziyaret etti ve sergimiz daha sonra Ankara Sanat Galerisi’nde sergilenmek üzere Ankara’ya gitti.

Su Medeniyeti

Mirasçısı olduğumuz Osmanlı medeniyetinin bir diğer adı da su medeniyetidir.  İnsanlık tarihi boyunca, suyun bu kadar etkilediği başka bir medeniyet görülmemiştir. Hayat kaynağı su; yaşamın merkezinde şehri beslerken, yapılan çeşme, şadırvan, hamam gibi mimari eserlerle medeniyetimizin sanat anlayışını da nakşetmekteydi. Çeşme kitabelerindeki beyitler, ayna taşlarındaki çiçekler, sanata bakışımızın önemli göstergeleriydi.

Sanat felsefemiz, İslam inancı ve renkli Anadolu kültürünün etkisiyle şekillenmiştir. Görünene gönül gözü ile bakarak, her şeyde gizli olanı anlatmaya çalışmak “genel” sanat anlayışımız olmuştur. Bu anlayış sebebiyle, yazı; hattatlarımızın ellerinde şekillenip hüsn-i hat, süsleme; müzehhiblerimizin fırçalarında altından hatayilere dönerek tezhip, resim; ışıksız ve gölgesiz bir av sahnesi haline gelerek, minyatür ve su; ebrucularımızın teknelerinde rengârenk desenler ve çiçekler açarak ebru olmuştur.

Hezarfen Necmeddin Okyay; gönlünce gördüğünü mahirce şekillendiren, yakın tarihimizin en önemli sanatçılarındandır. Birçok sanat dalında usta olan sanatçının ebru sanatındaki yeri tartışmasız çok yüksektedir. Merhum Okyay; birçok çiçeği su üstünde ilk kez yapmayı başarmış ve akkase ebru tekniğini icat etmiştir. Bu sebeple çiçekli ebrulara Necmeddin ebrusu denmektedir. O’nun vesilesiyle bugünkü ebrucular, hemen her türlü çiçeği su üzerinde yapmakta ve hatta daha da ilerisini hayal edebilmektedirler.

Sanat ve medeniyet birbirini besleyen iki önemli olgudur ve her medeniyetin seviyesi, yetiştirdiği sanatçıların seviyesi ile ölçülür. Sanat; sanatçının hissettiklerini etkileyici ve estetik bir üslupla, başkaları için anlaşılabilir hale getirmesidir. Bu nedenle sanatçı ne kadar bizdense sanat eseri de o kadar aşina ve anlaşılırdır. Yukarıda kısaca andığımız, Necmeddin Okyay gibi, yaşadığı toplumun değerlerini bilen sanatçıların eserleriyle, dün bu güne,  bu gün de yarına bağlanır. Milletler tarih sahnesinde ancak bu şekilde varlığını sürdürebilir.

Küreselleşme olgusunu her milletin derinden hissettiği günümüzün “vahşi” dünyası, kendi gibi olmayana tahammül edemeyen, sanat yoksunu devletlerin eseridir. Dünyanın birçok yerinde, adaletsizlik, açlık ve sefaletin kendilerine reva görüldüğü milyonlarca insanın varlığı “bilgi çağı” diye adlandırılan, “cehalet çağının” “sanat” eseridir.  Yaratılanı Yaradan’dan ötürü seven bir anlayışın temsilcileri olarak bize düşen, bu sevgiyi taşıyabildiğimiz en uzak yere taşımaktır ve bunu yapabilmenin en kolay yolu sanattır…

Tanım ve Teşekkür.

Ebru sanat tarihimizin belki de en önemli ustası, merhum Necmeddin Okyay anısına…

Türk İslam sanatlarının en önemli şubelerinden biri olan ebru sanatının bu günkü seviyesine ulaşması, Necmeddin Okyay gibi şahsiyetlerin gayretleriyle sebebiyledir.  Ebru sanatında ilk defa “hatib” ebrusunu yapan Hatib Mehmet Efendi ve ondan yaklaşık 200 sene sonra çiçekli ve akkase ebruları çok başarılı bir biçimde yapabilen Necmeddin Okyay gibi ustalar olmasa belki de bugün, ebru bir “meslek” kıvamında yapılıyor olacaktı. Bu sebeple, onun anısına sergi düzenleme mutluluğuna erdiğimiz kıymetli ustamız Necmeddin Okyay’a Allah’tan (CC.) rahmet dileyerek başlıyoruz…

Osmanlı medeniyetinin bir diğer adı da su medeniyetidir. Su aynı zamanda, rengârenk çiçeklerin açtığı, ebru sanatının da temelidir ve sergimizin yapılacağı mekân ise, eski bir su deposudur. Bu sebeple bu serginin adı“ Su Medeniyetinden Yansıyanlar” olarak kabul edilmiştir.

Bu sergi aslen “kişisel” bir ebru sergisi olsa da,

bünyesinde barındırdığı, hüsn-i hat, tezhib, minyatür ve resim unsurları sebebiyle, bir Türk İslam sanatları sergisi haline gelmiştir. Ebru sanatının diğer sanatlarla birlikte kullanılması aşina olduğumuz bir durumsa da, bu sergideki farklı yorumlar ve tasarımlar, izleyenlere alışılmadık bir bakış açısı sunmaktadır. Kimi zaman ana unsur olan ebru, kimi zaman celi bir hüsn-i hat levhasının kenar süsü, kimi zaman klasik bir tezhib’in arkasındaki gizli bir girdap, kimi zaman “modern” bir divani karalamanın rengarenk arka planı, kimi zaman da bir rüya içindeki salıncağın bağlandığı bulutumsu desen olarak karşımıza çıkmaktadır.

 Bu serginin içeriğini birlikte oluşturma mutluluğunu yaşadığımız ve hayal ettiklerimizi üstün bir gayretle “resmeden” çok kıymetli sanatçılar, Seyit Ahmet Bursalı, Selma Kalkan, Sait Abuzeroğlu, Ömer Şen, Hanifi Dursun, Cemali Gündoğdu,Y asin Urhan, Kamuran Çınar, Aziz Kabadayı, Büşra ve Cihat İnce ile Hacer Bingöl’e, teşekkürü borç bilirim.

          Fatih Yeşil 2019

Sergi Fotoğrafları

İlgili Haberler